İşte Genç! Türkiye İş Bankası - Türkiye'nin Bankası
müzik sinema oyun spor teknoloji yaşam kitap kültür sanat bankanız
Üye Girişi Üye Girişi
Yeni Üye Yeni Üye
Mesaj Kutusu Mesaj Kutusu
Yardım Yardım
bir de bunlar var
Tüm Yazılar
Arşiv
Üye Görüşleri
Kim Online? Kim Online?
de-m-on
tmmn_alamazsın
viprotor
PisKodokTor
zeynep759
»
kültür sanat

Pop: Sanat mı, hayat mı?

Pop: Sanat mı, hayat mı?Pop art’ın kült ismi Andy Warhol ise New York’ta kurduğu ve “Factory” adını verdiği atölyesinde sade yaratıcılığın sınırlarını aşıp türlü yeniliklere imza atar. Parlak renklerle adeta badana yapılmış Marilyn Monroe, Elvis Presley, Elizabeth Taylor portreleri büyük sansasyon yaratır, Lou Reed’in adıyla anılan rock grubu Velvet Underground’un ilk albümlerinin kapaklarını tasarlar, Coca Cola şişelerini, Campbell’s çorbalarının ve Heinz ketçaplarının kutularını boyar. “Tüketim toplumu” olarak bilinen kavram, Warhol için tükenmek bilmeyen bir esin kaynağıdır, bu oburluğu küçümsemek komik olur, zira bütün bu ‘sanat eserleri’ daha sonra koleksiyonlarda, galerilerde ve hatta müzelerde baş tacı edilir.

Çizgi roman karelerinin duvarlarımıza kazandırılması ise Roy Lichtenstein sayesinde olur. Aslında Lichtenstein bir çizgi roman çizeri değildi, yaptığı şey geniş açı klişeler çizmekti: Aşk acısıyla ağlayan kadınlar, bir tartışmanın ortasındaki çiftler, alevler içindeki uçaklardan atlayan pilotlar… Bu klişeleri, ses efektleriyle ve konuşma balonlarıyla da süsleyerek öncesi ve sonrası olan gerçek çizgi roman kareleri yaratıyordu.

Bütün diğer pop artçılar gibi, kopyanın kopyasının kopyasını yapan Roy Lichtenstein, pop art’ı gayet güzel özetliyor:

“Şehirde bir ağacın önüne oturamam, çünkü şehirlerde hiç ağaç yok. Ve bir ağacı düşündüğümde, ağacın medya (filmler, fotoğraflar, reklamlar vs) tarafından yapılan taklididir aslında aklıma gelen. Ben nesnenin kendisinden çok, taklidini algılarım.”

Pop: Sanat mı, hayat mı? Claes Oldenbourg ise tam boyutlarıyla oluşturulan ünlü süper-market-galeri “Store”da, gıda maddelerinin ve tanıdık nesnelerin taklitlerini sunar. Bu durum sadece resim, sinema ve müzik dünyasını değil, tasarımcıları da büyük ölçüde etkileyecektir. Diğer taraftan İngiltere de boş durmaz; 50’li ve 60’lı yılların Londrası, çılgınlar gibi pop art çağını kutlamaktadır, Peter Blake’in Elvis Presley ve Beatles için yaptığı muhteşem albüm kapakları, Brigitte Bardot için hazırladığı illüstrasyonlar tüm dünyayı etkilemiş, pop tutkusunu zirveye çıkarmıştır.

Günümüze ve ülkemize gelirsek, aslına bakarsanız işin sanatsal kısmı iyi hoş da, sunduğu hayat tarzı pek çok insan için kabul edilebilir ölçülerin dışına çıkmış durumda. Zamanında “Gün gelecek, herkes 15 dakikalığına da olsa meşhur olacak” gibi müthiş bir kehanette bulunan Andy Warhol’u takdir etmemek mümkün değil. Sabah kalktığınızda şehrin göbeğindeki reklam panosunun üzerinde Marilyn Monroe tarzında çizilmiş ve altında “I Shot Andy Warhol” yazılmış Bayhan afişleri görürseniz şaşırmazsınız değil mi? İşte ‘Pop’ biraz da bu demek :)

1 | 2

Sayfayı paylaş  |   Google  Del.icio.us  Facebook  Digg  StumbleUpon  Mixx

görüş bildir »

başkaları ne demiş?
Görüş Sayısı: 4 Ortalama Puan: 
holyday
pop canlılığını bir süre sonra
kaybeden bir sanattır.
 
deistt
Postmodernizmden söz edilmektedir bu yazıda.Renlilik canlılık.Siyah ve beyazın arasında grielrin de girmesi.bir hareketlilik yani.ki bunu her alanda hissediyoruz.fakat pop un ortaya çıktığı anlamı ile şu an ki anlamı arasnda bir bağ kalmadı.
 
~remstan
Abartılmadığı sürece, tadında güzel bence.
 
pisi-pisi
Pop hayat hem de güzel bir sanat .
Güzel bir sanat olduğu için zaten çok sewiliyor
 
 
Başlangıç Sayfam Yap Favorilerime Ekle Sayfayı Arkadaşım da Görsün Kullanım Şartları Biz Buradayız
© 2002 Türkiye İş Bankası | Yasal Uyarı