Da da da daa!
Dada hakkındaki en önemli tartışma, bir sanat akımı olup olmadığı. Dadaistlere göre Dada sanat değildi, bilakis sanat karşıtı bir kavramdı. Geleneksel sanatlar estetik kaygılar taşırken Dadaistler estetiği reddediyorlardı, sanat konusunda oldukça eleştireldiler. Sanatın arkasında bir anlam, bir mesaj kaygısı vardı; Dadaistler ise yaptıkları işlerin bir anlamı olmadığını, izleyen kişi bir anlam buluyorsa bunun tamamen onun problemi olduğunu söylüyorlardı. Sanat duygulara hitap ediyorsa, Dada'nın amacı bir şeylere karşı durmak ve hatta kırıcı olmaktı. Ancak bu yine de modern sanatlara öncü olmasına, komünitesi ve takipçileri ile sonunda kendisinin de bir sanat akımı kabul edilmesine engel olmadı.
Aslında birçok Dadaist'in içine düştüğü bir yanılgı vardı. Bu kişilerin çoğu savaşın acılarını yaşamış, Avrupa'nın savaş alanlarında insanoğlunun başka bir insanoğluna neler yapabileceğini görmüştü. Sanata, sanat tarihine ve tarihin kendisine güttükleri nefret, aslında bu durumun bir yansıması idi. Yani uçsuz bucaksız bir nihilizmin etkisine girmişler, insanoğlunun ulaştığı hiçbir başarı; hatta sanat bile onları etkileyemez olmuştu.
Yarattıkları şeylerin tamamen tesadüfler sonucu oluşması ile üzerlerinde uzun uzun uğraşılmış, arkalarına fikirler yerleştirilmiş olması arasında hiçbir farkın olmadığını, sonucun değişmediğini görmüşlerdi. Yani sanatın "güzel" olduğunu düşünen toplum ve insanları öldüren toplum birbirinin aynıydı; o halde sanata saygı duymanın mantığı neydi? Dadaistler, yaşananlar için sanatçıları da suçluyordu ve işte bu yüzden kendilerine sanatçı demiyorlardı.
Yaptıkları işlerdeki anlamsızlık, savaş sonrası altüst olan dünyalarını ve yaşadıkları şaşkınlığı temsil ediyordu. Yani yaşanan kaosun sebeplerini bulmak yerine bu kaosun doğanın bir parçası olduğunu kabul etmeyi tercih ediyorlardı.
Belki bu kabul ve estetik kavramını inkar etmek, içinde oldukları dünyanın gerçek doğasını anlamalarına yardım edecekti. Doğada bir anlam ve düzen yoktu; sanatta neden anlam arasınlardı ki?
II. Dünya Savaşı sonrası Avrupa'da "eylemlerine devam eden" birçok Dadaist Amerika'ya gitmeye zorlandı, gitmemekte ısrar edenler Hitler'e esir düştü, bir kısmının akıbeti şimdi bile belli değil. Muhtemelen Hitler tarafından öldürüldüler. Hitler, geleneksel sanata inanan biri olarak Dada'nın temsil ettiği radikal sanat düşüncelerinin en büyük fanı değildi.
Dadaistler savaş sonrası sürrealizme ve sosyal gerçekçiliğe kaydıkça aktif sanatçılar gittikçe azaldı, akım da yavaş yavaş kayboldu. Kayboldu ama dedik ya, bugüne kadar pek çok sanatçı Dada'dan etkilenmeye devam etti. En son 2002'de Cabaret Voltaire, Dada hareketini anmak için bir müze haline getirildi; ki bu da demektir ki hala bir yerlerde sanat diye bir şey yoktur diye bağırınan birileri var!
1 | 2
















