İşte Genç! Türkiye İş Bankası - Türkiye'nin Bankası
müzik sinema oyun spor teknoloji yaşam kitap kültür sanat bankanız
Üye Girişi Üye Girişi
Yeni Üye Yeni Üye
Mesaj Kutusu Mesaj Kutusu
Yardım Yardım
bir de bunlar var
Tüm Yazılar
Arşiv
Üye Görüşleri
Kim Online? Kim Online?
papatya013
askinmavisi
barıs_a_rock
_asi_esmer
posedion
ANKOĞLAK
kabuledersen
barbars
SsSıııLL@@@
koptagel
»
müzik

Arşiv : Müzik : 7 Kasım 2007

Klasik Müzik KılavuzuKlasik Müzik Kılavuzu

Daha önce Hip-Hop ve Emo Rock’ı anlatmıştık sizlere, şimdiyse sıra (biraz tersine döndürmüşüz çarkı) bütün müziklerin temeli olan klasik müziğe geldi. Aynı sizin gibi bize de biraz fazla ciddi gözüküyor klasik müzik, ama yine de dinlemeye değer tonla şey olduğunun bilincindeyiz ve bu tür bir bilinç kazanmak isteyen gönüllülere yardım etmeye çalışacağız. Bu tür bir yazıda metod çok önemli, o nedenle önce klasik müziğin geçirdiği evrelere, sonra ise önemli kompozitörlere bir göz atacağız. Yolumuz uzun ama kendimize güveniyor ve başlıyoruz.

Ortaçağ: Klasik müziğin doğuşu

Ortaçağ dediğimizde gözümüzün önüne vebadan kırılan bir Avrupa, engizisyon mahkemeleri ve kilisenin kurumsallaşması geliyor. Gerçekten de Ortaçağ bütün Avrupa için zor bir dönemdi, ama o karanlık zamanları aydınlatan bazı güzel şeyler de oluyordu. İşte bu güzel şeylerden biri müziğin doğuşuydu (Örneğin diğerleri de muhteşem katedraller ve kulelerdir).

Klasik Müzik KılavuzuMüziğin doğuşu derken ciddi anlamda doğuşundan bahsetmiyoruz tabii ki; müzik yüksek ihtimalle en az insanlık tarihi kadar eski bir uğraş. Ortaçağ'da doğan şey, müziğin kağıtlara dökülmeye başlanması, bir başka deyişle kaydedilir hale gelmesiydi. Aziz Gregory'nin (540-604) bulduğu bu kayıt sistemi (ilkel bir nota sistemiydi kendisi, Gregory notalara isim vererek başlamış ve sesleri A, B, C, D olarak dört gruba ayırmıştı) müziği gelip geçici bir uğraş olmaktan çıkarıp ciddi bir sanat haline getirmişti. Tahmin edebileceğiniz gibi Gregory'nin nota sistemi zaman içinde oldukça değişerek iyice yararlı bir hale geldi ve Gregory'den sonra işe el atan Arezzo'lu Guido 1030'da bugün de kullandığımız nota isimlerini (do, re, mi, fa, sol, la, si) bularak hadiseye yeni bir boyut getirdi. Hatta bunun ilginç bir öyküsü var: Guido, koro çocuklarına duaları ezberletmek için bir yöntem geliştirir, bu yönteme göre parmaklarındaki girinti ve çıkıntılara bir halk ezgisinin ilk hecelerini yazar, böylece bir gam dizisinin sekiz notasını birden yazmış olur; Utqueant laxis (ut sonradan do olacakdır), Resonare fibris, Mira gestorum, Famuli tourum, Solve polluti, Labi reatum, Sancte Ionnes (sonradan si olacaktır). Bu yöntem müzik tarihinde "Arezzolu Guido'nun eli" olarak anılır.

Rönesans: Yeniden doğuş (1450 - 1600)

Klasik Müzik KılavuzuLeonardo da Vinci, Michelangelo, Shakespeare, Cervantes, Kolombus, Magellan gibi dehaların yetiştiği  Rönesans döneminde plastik sanatlar, edebiyat, coğrafya ve dini görüşler yeni baştan şekillenirken, müziğin de bu değişimden nasibini almasına şaşmamak gerek. Petrarca'nın şarkı gibi okunan Canzoniere adlı şiirlerinin tüm İtalya'yı etkisi altına almasıyla birlikte bu aşk şiirlerini dramatik ve ritimli bir havada söylemek o dönemde moda oldu ve böylece Madrigal denen tür doğdu. En az üç, ama çoğu zaman daha fazla sesin birleştirilmesi ile şekillenen bu yeni tür, madrigalizm denen bir takım oyununun da ortaya çıkmasına sebep oldu. Pek eğlenceli olan bu oyunda mesela "mutlu" kelimesi söyleniyorsa şarkıyı neşeli bir ses tonuyla söylüyorlardı. Ya da mesela "bir tepeden aşağı inmek"ten bahsediliyorsa, ses giderek alçalıyordu. Kelimelerin anlamları ve içerikleri ses tonlarıyla şekillendirilip kuvvetlendiriliyordu. Şansonların (çok sesli Fransız aşk şarkıları) ve Liedlerin (Alman aşk şarkıları) yaygınlaşması da bu döneme rastlar. Rönesans'ın yaşam sevinci, dansları, danslar da çalgıları arttırdı. Bu dönemde yeni çalgılar icat edildiği gibi, eski çalgıların da sesleri büyütüldü ve zenginleştirildi; org, klavsen, lavta, arp, flüt, yan-flüt, kornet, trompet ve tabii ki viyola bu döneme damgalarını vurdular. Ritmi güçlendirmek amacıyla vurmalı çalgıların da bu gelişime katılmasıyla büyük davullar, ziller, üçgenler ve defler dönemin orkestralarındaki yerlerini aldılar.

Barok dönem (1600 - 1750)

Klasik Müzik KılavuzuBarok çağ, klasik müziğin yükseliş çağıdır desek herhalde yerinde bir tabir olur. İşin garibi, klasik müziği yaygınlaştıran, halkın müzik sevgisinden çok, zenginlerin özentiliği olmuştur. Barok bir gösteriş devridir ve bu devir boyunca en çok kullanılan sözcük yüksek ihtimalle "ihtişam" olmuştur. Çok ama çok büyük malikaneler, park boyutunda bahçeler ve söz konusu malikanelerde çalışan hizmetçi orduları Barok'un önemli özelliklerindendir. Mimari yapıtlardaki abartının müziğe de yansıdığı ve 'org'un altın çağını yaşadığı barok dönem, armoni tekniğinin tepe noktaya vardığı, kantat ve opera gibi sahne sanatlarının ortaya çıktığı, senfonik orkestraların, konçertoların ilk tohumlarının atıldığı, tarihe damgalarını vuran bestecilerin yetiştiği çok renkli bir dönemdir.

İşte tam da bu gösteriş yıllarında evde çalışan kadroyu artırmak isteyen aşırı zengin bir işadamının aklından şöyle bir düşünce serisi geçmiştir: "Allahım ne kadar da zenginim; nasıl da her şeyim var, offff offf yine de sıkılıyorum ama, dur en iyisi çalgıcıları çağırayım, hmm, bir daha düşündüm de en iyisi eve bir bestekar alayım, her gün besteler yapsın, çalsın söylesin, evet, evet, süper fikir bu".

İşte olanlar da bundan sonra olmuştur. Fikir, sosyeteye bomba gibi düşmüş ve bütün zenginleri bestekar kiralamaya itmiştir. Bu dönemin müzisyenleri onlara "hami"lik eden zenginlerin sayesinde kısmen rahat içinde yaşamış ve bunun sonucunda oldukça verimli olmuşlardır.

Klasik Müzik KılavuzuTarihteki ilk opera, İtalya'da Jacopo Peri'nin bestelediği Dafne operasıdır, ancak operayı geliştiren ve tüm dünyada tanınmasını sağlayan yine İtalyan besteci Claudio Monteverdi'dir. Viyolasıyla danslara eşlik eden ve madrigallerde şarkılar söyleyen Monteverdi, bu ilk operayı duyduğunda çok etkilendi ve 1607'de Orfeo'yu besteledi. Bu operanın büyük bir başarı kazanması ve saraylardan bu konuda yoğun talepler gelmesi üzerine, Monteverdi bu işe daha çok ağırlık verdi ve böylece dramatik etkinin yüksek olduğu, orkestranın şarkılara eşlik ettiği operalar doğmuş oldu.

Barok dönemin bizlere armağan ettiği besteciler Haendel, Vivaldi, Pergolesi olağanüstü eserleriyle klasik müzik tarihine isimlerini altın harflerle yazdırdılar, ama dönemle özdeşleşmiş olan esas bir başka isim vardır ki, o da Bach. Batı müziğinin temel taşı sayılan Bach'ı kısaca anlatmak yakışık almaz, o yüzden şimdilik geçiyoruz ama yazının ilerleyen kısmında biraz daha bahsedeceğiz kendisinden.

Sonraki | Klasik dönem, Romantik dönem, 20. yy klasik müziği »

1 | 2 | 3

Sayfayı paylaş  |   Google  Del.icio.us  Facebook  Digg  StumbleUpon  Mixx

Başlangıç Sayfam Yap Favorilerime Ekle Sayfayı Arkadaşım da Görsün Kullanım Şartları Biz Buradayız
© 2002 Türkiye İş Bankası | Yasal Uyarı