Bloodlines; ölümsüzlüğe hoş geldiniz
Role-playing deyince eski moda kalem kağıt oyunlarından vazgeçmeyen fanlar için Dungeons & Dragons'dan sonra gelen bir şey varsa o da White Wolf's Vampire: The Masquerade'dir. Bu cesur ama karanlık alternatif gerçeklik dünyasını piksellere aktarmaya cesaret edebilecek zavallı fanilerin ortaya çıkabileceği en iyi şey de sanırız "Vampire The Masquerade: Bloodlines" olabilir.
"Vampire The Masquerade: Bloodlines"ın başarısında, role-playing oyunları konusunda epey kesat bir yıl geçirmemizin de katkısı var. Peki tek sebep bu mu? Acaba sebep, oyunun dayandığı orijinal role-playing oyununun popülaritesi mi?
Yoksa oyunun Valve'ın "Half Life 2" de kullanılan motorunun üstünlüğü mü? Boodline'nın yarattığı atmosfer söz konusu olunca türünün en iyilerinden birisi oluşu olabilir mi sebep? Peki hepsine ne dersiniz?
Oyuna bir vampir yaratarak başlıyorsunuz. İsterseniz kendiniz bir karakter oluşturuyorsunuz, dilerseniz oyun size sorular soruyor ve cevaplara göre uygun bir vampir yaratıyor. İlk seçeneği tercih edin deriz. Yedi büyük vampir tipi sunulmasındaki amaç, sizin oyun stilinize en çok uyacak vampirin seçilebilmesi. Kavgacı vampirler, iblis vampirler, daha elit vampirler gibi seçenekleriniz var. Vampirinizi seçerken giydiği kıyafetler dışında görünümüne müdahale edemiyorsunuz ancak vampirinizin görünüşü oyunda muhatap olduğunuz diğer kişilerle olan ilişkilerinizi etkiliyor.
Hikaye "embrace" edilmenizle başlıyor, yani vampirlerin Prens'inin izni alınmadan kural dışı şekilde vampire dönüştürülüyorsunuz.
Oyunda "öyle boyundan bir ısırık ve hooop vampir olduun" şeklinde gelişmiyor durumlar, vampir olmanın da bir adabı var, törenler yapılması gerekiyor. Vampir yasaları katı ve zalim, bu yüzden sizi vampir yapan efendiniz (yani "sire") ölümle cezalandırılıyor. Böylece siz de bir vampire dönüşüyorsunuz. Tebrik ederiz, ölümsüzlüğe hoş geldiniz.
Sonraki »














